CÜMLEDE HAKİM DUYGU VE KAVRAMLAR

İnsan dediğin, duygusal varlıktır.

üslup – konu

Üslup, bir yazarın dili kullanma tarzıdır. Yazarın sözcük seçimi, dilinin anlaşılır olup olmaması, deyim, söz sanatı, halk deyişlerini kullanıp kullanmaması yazarın üslubunu oluşturur. Ayrıca cümle kurmada oluşturduğu düzen, anlatımının akıcı olup olmaması da yazarın üslubuyla ilgilidir.

konu,yazılı yapıtlarda ele alınan, üzerinde söz söylenen her şeydir. Yapıtın içeriğidir.

Üslup cümlelerini bulmak için “ Yazar nasıl anlatmıştır?” sorusunu,

Konu cümlelerini bulmak için “Yazar ne anlatmıştır?” sorusunu sormak gerekir.

  • Yapıtlarında deyimlere bolca yer vermiş, günlük konuşma dilini tercih etmiştir. (üslup)
  • Öykülerinde halkın geçim sıkıntısıyla boğuşmasını işler. (konu)
  • Yaşar Kemal Çukurova’yı resim çizer gibi anlatır. (konu – üslup)

Ön yargı

Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülerle dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin hükümdür. Başka bir deyişle bir olay ya da durum henüz gerçekleşmeden olay ya da durum hakkında kesin yargıda bulunmaktır.

  • Biz adam olmayız.   
  • Bu kitap piyasaya çıkar çıkmaz en az elli bin satar.  
  • Buraya gelse de bize yardım etmez.  

Serzeniş (sitem)

Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtmektir.

  • Demek buralara kadar geldin ve beni aramadın, pes doğrusu.
  • Bir dosta bu tür sözler mi söylenir?
  • İnsan arada bir de olsa aramaz mı?

Hayıflanma

“Hayıf” sözcüğü Arapçadan alınmıştır. Aslı, “hayf” biçimindedir. Türkçe karşılığı haksızlık, insafsızlık, acınma, üzülmedir. Bu sözcük Türkçede ünlem anlamı taşıyacak biçimde de kullanılmaktadır. Ünlem olarak “vah, heyhat, yazık” anlamlarına gelir. 

Hayıflanma cümlelerinde genellikle “Yazık oldu.” anlamı bulunur. Bu yüzden bu kavramın Türkçe karşılığı “yazıklanma”dır, diyebiliriz. Bu cümlelerde bir olay ya da durumun istenen, beklenen biçimde sonuçlanmaması durumunda oluşan duygu ifade edilir. Bu cümleler aynı zamanda pişmanlık, üzülme, acıma anlamları da içerebilir.

  • Her tarafa betonarme yapılar dikerek güzelim yeşil alanları yok ediyoruz.
  • Yaşamının en verimli yıllarını orda burda gezip tozarak heba etmiş.

Sezgi

Gerçeğin deneye ve akla dayanmadan doğrudan doğruya kavranmasına sezgi denir. Bu kavrayışın dile getirildiği cümlelere de sezgi cümlesi denir.

  • Birazdan deprem olacak.
  • Bir gün ben farkına varmadan çekip gideceksin.

Tahmin

Akla veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı önceden kestirme.

  • Önümüzdeki günlerde İstanbul, soğuk havanın etkisine girecek.

Aşamalı durum

Bir durumun, olayın zamana bağlı olarak iyiye ya da kötüye doğru ilerlediğini anlatan cümlelerdir. Bu tür cümlelerde “günden güne, gittikçe, zamanla, yavaş yavaş, yıldan yıla…” gibi sözler kullanılır.

  • Çalışkanlığı sayesinde zamanla yükselmeyi başardı.
  • Hastamız günden güne iyileşiyor.

Olasılık

Kesin yargı bildirmeyen, bir olayın, durumun hem gerçekleşme hem de gerçekleşmeme ihtimali olduğunu bildiren cümlelerdir. Olasılık bildiren cümlelerde “galiba, belki, -ebilmek” gibi sözler kullanılır.

  • Galiba arkadaşların seni bekliyor.
  • Yarın sabah işe biraz geç gelebilirim.

Eleştiri

Bir yapıt, olay, durum, konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işidir. Olumlu yönleri içeren eleştirilere olumlu eleştiri, olumsuz yönleri içeren eleştirilere olumsuz eleştiri denir. Kişinin kendine yönelik eleştiri yapmasına da öz eleştiri denir.

  • Yapıtın kurgusuyla dili tam bir uyum içinde. (olumlu eleştiri)
  • Filmdeki oyuncuların kendilerinden beklenen performansı yakalayamadıkları herkesçe kabul ediliyor. (olumsuz eleştiri)
  • Hiçbir zaman akıllanmayacağım çünkü yaşadıklarımdan ders çıkarmıyorum. (öz eleştiri)

Uyarma

Bir olay ya da durumla ilgili eksik görülen noktaların tamamlanması için söylenen cümlelerdir. Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme amacıyla uyarı cümleleri kurulabildiği gibi bir kimseye yanlış davranmaması ya da nasıl davranması gerektiğini ifade etmek için de kurulabilir.

  • Ders başladıktan sonra kendi aranızda konuşmayı kesmelisiniz.
  • Arkadaşlarını doğru seçmezsen başın beladan kurtulmaz.

Yakınma

İstenmeyen biçimde sonuçlanan bir durum ya da olaydan duyulan rahatszlığı dile getirme, şikâyet etmedir.

  • Bir görevlinin böyle davranması olacak iş mi?

Şaşırma

Beklenmeyen bir durumla karşılaşma sonucu oluşan tutum.

  • Adam, birden bire nikah masasını terk etmesin mi?
  • Köşeyi dönerken bir de onunla karşılaştım, dilim damağım kurudu.

Beğenme

Bir şeyin benimsendiğini, sevildiğini içeren yargılardır.

  • El attığın hangi iş kötü oldu ki?
  • Bir insanın ruh hâli ancak bu kadar iyi anlatılabilir.

Azımsama

Bir şeyi sayı, miktar bakımından yetersiz bulmaktır.

  • Bu para bize bir hafta bile yetmez.
  • Bu kadar süre kime yeter ki?

Küçümseme

Bir şeyi nitelik bakımından yetersiz bulmaktır.

  • Senin, yeterli düzeye gelebilmen için kırk fırın ekmek yemen gerek.

Değerlendirme

Araştırma, inceleme, gözlem, deney sonucu elde edilen yargıların öznel ya da nesnel biçimde dile getirilmesidir.

  • Onun yapıtlarının dikkat çeken yanı kişilerinin çokluğudur.

Gerçekleşmiş/gerçekleşmemiş beklenti

Yapılması düşünülen ya da beklenen bir işin, eylemin, durumun yapıldığını bildiren cümleler gerçekleşmiş beklenti, yapılmadığını bildiren cümleler gerçekleşmemiş beklenti bildirir. Bu tür yar-gılarda cümlenin yüklemine dikkat etmek gerekir. Beklenenin gerçekleşip gerçekleşmediği ancak yüklemden anlaşılabilir.

  • Eninde sonunda beni arayacağını biliyordum. (gerçekleşmiş beklenti)
  • Hepimizi doğum gününe çağıracağını sanmıştım. ( gerçekleşmemiş beklenti)

YILMAZ ELGÜN