ANLATIM BİÇİMLERİ

İnsanlar sürekli iletişim hâlinde olurlar. Çünkü duygu ve düşüncelerini, gördüklerini, duyduklarını başkalarıyla paylaşma gereği duyarlar. Bu paylaşım sözlü ya da yazılı olur. İnsanı yazmaya iten dört temel amaç vardır: öğretme, düşünce ve kanıları değiştirme, izlenim kazandırma, olay içinde yaşatma. Bu dört temel amaç yazının da biçimini belirler. Bu yüzden dört ana biçim vardır: açıklama, tartışma, betimleme, öyküleme.

         Anlatım biçimi ve amaç arasındaki bağı bir tablo üzerinde görelim.

AMAÇANLATIM BİÇİMİ
BİLGİ VERMEAÇIKLAMA
DÜŞÜNCE, KANI DEĞİŞTİRMETARTIŞMA
İZLENİM KAZANDIRMABETİMLEME
OLAY İÇİNDE YAŞATMAÖYKÜLEME
Bütün yazılar bu dört amaçtan birini taşır. Amacını bul, anlatım biçimi kendiliğinden ortaya çıkar.

AÇIKLAMA

Açıklama, bir konuda bilgi vermek amacıyla kullanılan yöntemdir.
Bilgilendirme amaçlı bütün yazılar açıklama anlatım biçimiyle yazılır.

Okuru, herhangi bir konuda bilgilendirmek, herhangi bir düşünceyi anlaşılır kılmak amacıyla yazılan yazılarda kullanılan bir anlatım biçimidir. Bu anlatım biçimine okurun sözü edilen konu hakkında bilgi sahibi olmadığı varsayılır. Yalın, anlaşılır bir anlatım tercih edilir. Cümleler genellikle nesneldir.

Ansiklopediler, ders kitapları, açıklamalı sözlükler, yemek tarifleri, tanıtım yazıları… açıklama anlatım biçimiyle yazılır. Örneğin tarih kitaplarında İstanbul’un fethini anlatan metinlerde bir öykü anlatılsa bile asıl amaç bilgi vermek olduğu için kullanılan anlatım biçimi açıklamadır.

Örnek:
Bir zamanlar bakırcılar, bakırı ateşe tutarlar, çekiçle döverek tencere, tava, gü-ğüm yaparlardı. Ketenler, ahşap tezgâhlarda elle dokunur, mekikleri göz nuruyla sarılırdı. Taş, elle yontulurdu. Kireç taşı, odun ateşi ve insan emeğiyle yakılıp kireç yapılırdı; tuğlanın çamuru ayakla çiğnenirdi.    

Bu parçada “eski dönemlerde insanların çalışma yöntemleri” konusunda bilgi verilmektedir. Bu nedenle parçanın anlatım biçimi açıklamadır.

TARTIŞMA

Tartışma, farklı görüşlerin çatışmasıdır.

Bir düşünceyi savunmak, yerleşmiş düşünce ya da kanıları değiştirmek amacıyla yazılan yazılarda kullanılan anlatım biçimidir. Bu tür yazılarda çatışan iki düşünce vardır. Yazar bunlardan birini desteklerken ötekini çürütmeye çalışır.  Yazarın amacı kendi düşüncesinin doğruluğunu kanıtlamaktır.  Yazar, düşünce, kanı ya da görüşleri sorgulayarak bunların yanlış, eksik yönlerini ortaya koyar; benimsetmek istediği düşünceyi savunur. Böylece yazar, kendi düşüncesini okuyuculara aşı-lamaya çalışır. Tartışma paragraflarının çoğunda soru cümlelerine sıkça yer verilir.

Tartışmacı anlatım,  açıklayıcı anlatıma benzer. İki biçim de düşünce yazılarında kullanılır.  Bu iki anlatım biçimi arasındaki temel fark, açıklamada nesnelliğin, tartışmada öznelliğin egemen olmasıdır. Yani açıklamada yazar yazıya kendi düşüncelerini katmazken tartışmada yazar düşün-celerini, duygularını yazıya katar. Açıklamada yazarın eleştirel tutumu söz konusu değilken tartışmada yazar düşüncelerini eleştirel bir bakışla aktarır.  

Örnek:
Günlük yaşamda bazı insanların size tuhaf gelen davranışlarını görebilirsiniz. Ki-mi, duvara dayalı bir merdivenin altından geçmez ve bunu uğursuzluk sayar. Kimi önüne bir kara kedi çıkarsa o günü kötü geçireceğini düşünür. Oysa bunların sağ-lam bir dayanağı ya da bilimsel bir geçerliliği yoktur.  

Bu parçada yazar, insanların batıl inançlarını eleştiren öznel cümleler kullanarak benimsemediği bir tutumu dile getirmiştir. Bu nedenle parçanın anlatım biçimi tartışmadır.

BETİMLEME (TASVİR)

Betimleme, görüleni okurun zihninde canlandıracak şekilde anlatmadır.

Betimleme, sözcüklerle resim yapma sanatıdır. Betimlemede varlıkların ayırıcı nitelikleri, bu niteliklerin duyularımız üzerindeki etkileri belirtilerek varlıklar görünür kılmaya çalışılır. Bu anlatım biçiminde; yazar, izlenimlerini etkileyici bir anlatımla aktarır. İyi bir betimlemede beş duyu organına hitap eden sözler kullanılır. Böylece okuyucu, yazıyı duyumsayarak okur; anlatılan gözlerinin önünde daha rahat canlandırır.

Anlatıcı, betimlediklerine duygularını katarsa izlenimsel betimleme, duygularını katmadan nesnel bir bakışla aktarırsa açıklayıcı betimleme oluşur.

Cansız varlıklar, hayvanlar, doğan betimlenebildiği gibi bir insan da betimlenebilir. İnsan betimlemelerine portre denir. Bir insanın dış görüntüsü betimlenirse fiziksel portre; iç dünyası, kişilik özellikleri betimlenirse ruhsal portre oluşur.

Örnek:
Birden, havada karanlığı bir ustura gibi acısız ve belirsiz yaran bir beyaz şimşek parladı. Rüzgârın ıslaklığı içinde dumandan bir kol, bir ışıklı sis sütunu bir asa gibi uzandı. Köyün bir parçasında, içinde pelte gibi bir şeker parlaklığı ve tutkal yapış-kanlığı sezilen tatlı bir güneş açtı. Sonra gene karanlık çöktü.  

Bu parçada doğadan bir görünüm gözlerimizde canlanacak biçimde anlatıldığı için parçanın anlatım biçimi betimlemedir.

Betimleme ile öyküleme iç içe kullanılabilir. Yani bir parçada betimleme cümleleriyle öyküleme cümleleri bir arada bulunabilir. Böyle paragraflarda hangi anlatım biçiminin ağır bastığı sorulabilir. Parçada betimleme cümleleri fazlaysa betimleme, öyküleme cümleleri fazlaysa öyküleme ağır basar.

Örnek:
Genç adam, yüzünü örten karmakarışık saçlarında parmaklarını dolaştırdı. Sonra olanca kuvvetiyle sırığına abanarak sandalı itmeye çalıştı. Sandal, kurşun renkli suların üzerinde, dalgaların şarkısına eşlik ederek kaymaya başladı.

Bu parçada betimleme ve öyküleme iç içedir. Betimleyici sözler öyküleyici cümlelerden fazla olduğu için ağır basan anlatım biçimi betimlemedir.

ÖYKÜLEME (TAHKİYE, HİKÂYE ETME)

Öyküleme, olaya dayalı anlatımlarda kullanılır.

Okuyucuyu bir olay içinde yaşatarak onda duygusal zenginlik yaratmak amacıyla yazılan metinlerde kullanılan anlatım biçimidir. Olay, yer, zaman, kahraman ögelerinden oluşan öykülemede olaylar oluş sırasına göre hareketlilik içerecek biçimde aktarılır. Betimlemeyle öyküleme arasındaki farklardan biridir bu hareketlilik. Öykülemede hareketlilik ağır basarken betimlemede durağanlık ağır basar. Bu karşılaştırma bir benzetmeyle ifade edilecek olursa “Betimleme bir fotoğraf karesi, öyküleme bir sinema filmi gibidir.” diyebiliriz.

Örnek:
Birden mutfak tarafından bir gürültü işiterek irkildi. Karısı mıydı acaba? Seslendi. Kimse cevap vermedi. Merak ederek yürüdü mutfağa doğru. Kapı açıktı. İçeri baktı, kimseyi göremedi. Gürültünün dışardan gelmiş olabileceğini düşünerek tam geri dönüyordu ki bir tıkırtı daha işiterek durakladı. Adımın içeri atmasıyla birlikte, tel dolabın arkasından kocaman bir kedi fırladı.

Bu parçada olay ağırlıklı bir konu anlatıldığı için parçanın anlatım biçimi öykülemedir.

YILMAZ ELGÜN